İçerikler

ZEUGMA ANTİK KENTİ

BELKIS / ZEUGMA ANTİK KENTİ

Dünya Mirası Geçici Listesine giriş tarihi: 13/04/2012

Liste Referenz Nr: 5726

Kriter: Kültürel

Belkıs/Zeugma Antik Kenti, Fırat Nehri'nin kıyısında, Nizip'in Belkıs Köyü sınırları içinde yer alır. Yaklaşık 20 bin dönümlük arazi üzerine kurulmuş olan antik kent, Fırat Nehri'nin geçilebilir en sığ yerinde olması, askeri ve ticari bakımdan stratejik bir bölge olması nedeniyle tarihin her döneminde önemini korumuştur.

Zeugma ilk kez M.Ö. 300 yılında, Makedonya Kralı Büyük İskender'in komutanlarından Seleukos Nikator I tarafından Fırat Nehri'nin kıyısına kurulmuştur. Seleukos'un kızı Laodikeia'nın Kommangene Kralı ile evlenmesi üzerine çeyiz olarak verilen kent Kommagene Krallığı'nın dört büyük kentinden biri olmuştur. Bölgenin Roma Hakimiyetine girmesinden sonra 4. lejyonun kente yerleşmesi ile Zeugma'nın önemi daha da artmıştır.

Fırat manzaralı villaları, nehir ticareti, sosyal yaşamdaki hareketliliği ile Zeugma, dönemin en büyük kenti olarak bir cazibe merkezi halini almıştır. Hem zengin, hem de askeri güce sahip olan Zeugma, en parlak dönemini Roma Egemenliğinde yaşamıştır.

Zeugma'ya yerleşen tüccarlar, komutanlar ve varlıklı insanlar, Fırat manzaralı teraslarda çok sayıda villa yaptırmış, usta sanatçılar Fırat Nehri'nden çıkardıkları renkli taşlarla bu villaların tabanlarını, antik dönemin mitolojik konularını içeren mozaiklerle, duvarlarını ise fresklerle bezemişlerdir.

Görkemli kentin güzel günleri, Sasani Kralı I. Şapur'un Zeugma'yı ele geçirmesi ve yağmalaması ile son bulmuş, ardından gelen deprem felaketi de geride kalan güzellikleri tarumar etmiştir.

Zeugma, özellikle Roma döneminde, sanat alanında çok ilerlemiş, zengin villaları süsleyen mozaik döşemeler dünyadaki diğer örnekleri ile yarışır hale gelmiştir. Benzerlerine ülkemiz sınırları dahilinde yalnızca Efes Antik Kenti'nde rastlanılan mozaikler, arkeolojik açıdan büyük önem taşımaktadır. Kurtarma kazılarında ele geçen mozaikler ve diğer buluntular Zeugma'nın tam anlamıyla bir mozaik ve sanat merkezi olduğunu dünyaya kanıtlamaktadır.

Kurtarma kazıları sırasında ortaya çıkarılan ve bu alanda bir "dünya rekorunu" Gaziantep'e ve ülkemize kazandıran "bullalar" da Belkıs/Zeugma'yı eşsiz kılan özellikler arasında yer almaktadır.

Eşsiz mozaikleri ile tüm dünyanın ilgisini çeken kentin, Birecik Barajının inşa edilmesi ile 4/1'i sular altında kalmıştır. Su altında kalan kesim, nehir manzaralı villalardan oluşmaktadır. Bu alanda yapılan kurtarma kazıları sonucunda çıkarılan mozaikler ve diğer buluntular bugün Zeugma Mozaik Müzesi'nin en zengin koleksiyonunu oluşturmaktadır.

Kentin geri kalan bölümünde antik kaynaklara ve arkeolojik verilere dayanılarak neler olduğu tahmin edilmektedir. Yerleşimin en yüksek tepesi olan Akropolis'te bereket ve kader tanrıçası Tykhe'nin Tapınağı'nın olduğu, kent sikkelerindeki tasvirlerden bilinmektedir. Çevresindeki ovalara hakim, kartal görünümlü bu tepe, Zeugma'nın büyüklüğünü ve görkemini de yansıtmaktadır. Kentin kuzeyinde toprak altında; agora, odeion ve hamam gibi halk yapıları, batısında; tiyatro, askeri kamp, kuzeybatısında; atölyeler, kentin güney ve batı taraflarında nekropol alanı yer almaktadır.

Omuzlarından akıp giden nehir canavarıyla denizler tanrısı Oceanos ile eşi Tethyis, savaşa katılırsa öleceği kehanetiyle anne ve babasının kadın kılığına sokarak saklamaya çalıştığı Truva'nın savaşçı ruhlu, yenilmez kahramanı Achiles, yunusların üzerinde oltasıyla balık avlayan kanatlı, aşk tanrısı güzellik sembolü Eros, buğday başaklarından başına taç geçirmiş bereket tanrıçası Demeter... Kimi bir havuzun zemininde, kimi bir yemek salonunun duvarında, kimi de odaların tabanında bulunmuş mitolojik Yunan Tanrılarını betimleyen eşsiz mozaiklerden birkaçı.

 

Sağ elindeki çiçeğe karşılık diğer elinde sımsıkı tuttuğu mızrak ile Mars ya da diğer adıyla savaş tanrısı Ares’in, ziyaretçileri büyüleyen muhteşem bronz heykeli ise Zeugma’nın askeri önemini gözler önüne sermektedir.


YESEMEK AÇIK HAVA MÜZESİ

YESEMEK AÇIK HAVA MÜZESİ VE HEYKEL ATÖLYESİ

Dünya Mirası Geçici Listesine giriş tarihi: 13/04/2012

Liste Referenz Nr: 5733

Kriter: Kültürel

Yesemek, dünyanın bilinen ilk açık hava heykel atölyesidir. Günümüzden 3.500 yıl önce, “Hitit Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi” adı ile kullanıma açılan Yesemek, İslahiye ilçesinin güneydoğusunda Karatepe sırtlarında yer alır.

Yöre halkı tarafından “Heykel Tarlası” olarak adlandırılan Yesemek, yaklaşık 110.000 m2'lik alanı kapsamaktadır. Yemyeşil dağın eteğinde, tonlarca ağırlığında yüzlerce heykel antik dönemlerden günümüze izler taşımaktadır.

Müzenin bulunduğu arazi, dolarit olarak adlandırılan sert ve ince gözenekli bazalt taşlardan oluşmaktadır. Arazi üzerinde taslak işçiliğinin tüm safhalarını yerinde izlemek mümkündür.

Dönemin sanatkarlarınca, yüzey kayası üzerinde, blok sınırları belirlendikten sonra düzenli kanallar açılmakta, bu oyuklara kuru ağaç parçaları çakılmaktadır. Islatılarak genişleyen ağaçlar kaya bloğu çatlatarak yerinden koparmakta, elde edilen bazalt bloklar, ağaç kızaklarla yamaçtaki çalışma alanına indirilmekte ve heykel taslakları sergileneceği yere götürülmektedir.

Taslakların detay çalışması ve ince işçilikleri de yerinde tamamlanmaktaydı. Yesemek Heykel Atölyesi'nde taslağı yapılan heykeller Zincirli, Sakçagözü, Kayabaşı, Gözlühöyük gibi Hitit kentlerine gönderilmekteydi.

Yaklaşık 300'ün üzerinde yontu taslağının toprak altından çıkarılarak sergilendiği Açık Hava Müzesi'nde, taslakların büyük çoğunluğunu kapı aslanları oluşturmaktadır. Anıtsal sfenksler, ayı adamlar, savaş arabaları, Amanos Dağlarını temsil eden dağ adamları, av sahnesi kabartmaları da müzede hayat bulan diğer eserler arasındadır.

Bu büyüklükte bir sahayı kaplayan atölye ve bu atölyede mesleğini icra eden heykeltraş sayısı değerlendirildiğinde, Yesemek çağlar öncesinde bu topraklarda yaşayan halkların sanata verdikleri önemi de gözler önüne sermektedir.