Kültür ve Sanat

Gaziantep, Osmanlı İmparatorluğu döneminden bu yana bölgesinin eğitim ve kültür merkezi olmuştur. Antep Harbi'nin sekteye uğrattığı eğitim-öğretim faaliyetleri savaş sonrası yeniden ve büyük bir hızla başlamıştır. Şehrin ilk lisesi 1933 yılında açılmıştır.  Cumhuriyet sonrası eğitime büyük önem verilmiş yapılan çalışmalar sonucunda okur-yazarlık oranı % 90’ların üstüne çıkarılmıştır. Gerek devlet tarafından, gerekse özel sektörün öncülüğünde inşası tamamlanan okullarla Gaziantep'in eğitim altyapısı oluşturulmuştur.

1973 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi’ne bağlı bir ünite olarak kurulan üniversite, 1987’de kurulan Gaziantep Üniversitesi’ni dönüştürülmüş ve büyüme sürecini hızlandırmıştır. Gaziantep Üniversitesi, 10 fakülte, 9 meslek yüksek okulu, 4 yüksekokul, 3 enstitü, tıp fakültesine bağlı Araştırma ve Uygulama Hastanesi ile bölgesinin en büyük eğitim kurumlarından biri haline gelmiştir.

2009-2010 öğretim yılında eğitime başlayan Zirve Üniversitesi ile 2010-2011 öğretim yılında öğrenci kabul etmeye başlayan Gazikent Üniversitesi, ilin bir eğitim kenti haline gelmesini sağlamıştır. Tüm üniversitelerin ortak hedefi, Gaziantep’in ticaret ve sanayide ulaştığı noktanın vasıflı insan kaynakları ile desteklenmesi ve ayrıca şehrin sahip olduğu zengin kültürel birikimin ileriye taşınabilmesidir.

Gaziantep Kültürü:

Bölgede yaşayan farklı medeniyetlerin birikimleriyle yüzlerce yılda oluşan zengin kültürü, Gaziantep'i özel bir şehir yapan en önemli unsurlardandır. Nitekim Gaziantep'in günümüzde ticaret ve sanayide, turizmde, sporda, sanatta öncü şehirler arasına girmesinde tarihi birikimleriyle oluşan zengin kültürünün önemli rolü vardır. Gaziantep kültürünü meydana getiren unsurlar; halkın konuşma, yaşama, yeme-içme, giyinme alışkanlıkları, evlenme törenleri ve çeşitli konulardaki inanışlarıdır.

Gaziantep kültürünün yapıtaşlarını oluşturan öğelerden bazıları şunlardır:

a- Antep Mutfağı:

Antep Mutfağı, ülke isimleri ile anılan mutfaklar bulunduğu halde özgünlüğü ve çeşitliliği nedeniyle şehrin ismi ile anılan tek mutfaktır. Antep Mutfağı Kullanılan malzemelerin çeşitliliği, farklı pişirme teknikleri ve bölgede hüküm süren medeniyetlerin etkileri nedeniyle Gaziantep yemekleri Türk ve Dünya mutfakları arasında ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Gaziantep mutfağı, ulusal ve uluslararası boyutta tanınan bir yerel mutfak klasiğidir. Tarihi zenginliği ve coğrafi konumunun getirdiği malzeme çeşitliliği, Gaziantep mutfağının birçok özgün yemek çeşidini içermesini sağlamıştır. Malzemelerin seçimindeki titizlik, hazırlama ve pişirmede gösterilen beceri, yemeklerin yapımında kullanılan değişik tat ve renkteki baharatlar, salçalar ve soslar; Gaziantep yemeklerini şöhrete kavuşturan unsurlardan bazılarıdır.

Nişan, düğün, sünnet, vefat, dini bayramlar, Ramazan ayı gibi gündelik yaşamdan daha farklı anlamların yüklendiği özel günlerde yemeklerin farklılaştığı; sofraların imece usulüyle daha özenle ve bol çeşitle hazırlandığı gözlenmektedir.

b- Antep Ağzı:

Gaziantep’in eski çağlardan bu yana çeşitli uygarlıkların konakladığı, bir yerleşim bölgesi olması, şehrin zengin bir kültürel birikime sahip olmasını sağlamıştır. Aynı zamanda son derece çağdaş bir kent olan Gaziantep, çağdaşlaşırken kültür ve geleneklerini yitirmemiş, yeniye alışırken eski değerlerini kaybetmemeye özen göstermiştir. Gaziantep’in kendine özgü kültürünü, Osmanlı İmparatorluğu döneminde kazası olarak bağlı olduğu Halep’in etkilerinden koruyarak muhafaza etmesi, halkının kültür ve değerlerinin köklü olduğunun göstergesidir. Sanılanın aksine Arapça’dan fazlaca etkilenmeyen Gaziantep ağzı yüzyıllardan bu yana sadece Türkçe konuşan yöre halkının kendine has üslupla geliştirdiği söyleyişlerden oluşur.

c- Gaziantep Adetleri:

Evlilik:

Binlerce yıldır bölgede yaşayan toplulukların inançları ve yaşam tarzlarının şekillendirdiği Gaziantep adetleri arasında düğün adetlerinin ayrı bir yeri bulunmaktadır. Evlenme, Gaziantep yöresinde kutsal olarak kabul edilir ve evliliğin her aşamasında gelenek ve inançlara göre hareket edilir.

Oğlunu evlendirmek isteyen annelerin “Düğür Gezme” adı verilen gelin adayı arama süreci, evliliğin ilk aşamasıdır. Düğür gezenler, tanıdık dost ve akrabalarından olası gelin adaylarının bilgilerini aldıktan sonra kızların ailelerinin geçmişini araştırırlar. Damat adayının ailesi tarafından geçer not alan ailelerin kızlarına kaynana gözüyle bakılması, kızın ailesi ile evlilik isteğinin paylaşılması amacıyla kız evleri damadın yakınları tarafından ziyaret edilir. Kızın beğenilmesi halinde konu ailelerin erkeklerine yansıtılır ve evlilik süreci başlar.

Evliliğin önemli aşamalarından nişan takmaya Gaziantep yöresinde “Beklik Takma” denir. Bunun için öncelikle kız evi tarafından istenen ve erkek evi tarafından alınması gereken giyecek ve süs eşyaları satın alınır. Bir kat elbiselik kumaş, ayakkabı, çanta, iç çamaşırının yer aldığı eşyalara “Beklik Karaltısı” denilir. Nişanın takılacağı gün, erkek evi tarafından kız evine nişanda yenilecek yiyecek ve özellikle tatlılar yollanır.

Evlilik öncesi ve sırasında yerine getirilen diğer ritüeller; Yatak Biçme, Çeyiz Hazırlama, Kına Gecesi, Düğün, Köşk Altı gibi isimlerle anılır.

Sahre Geleneği:

Piknik yapmak amacıyla mesire alanlarına gidilmesine Gaziantep kültüründe sahreye gitmek denilir. Gaziantep halkı, açık havada bulunmayı, çeşitli yemekler eşliğinde sohbet edip eğlenmeyi sevdiği için sahreye gitmek önemli bir gelenek olarak şehir kültürüne yerleşmiştir. Sahreye gitmek amacıyla nişanlanma, ilkbaharın gelişi, hıdrellez, esnaf toplantıları gibi çeşitli fırsatlar yaratılmakta, ayrıca yazları genelde hafta sonları sahreye gidilerek değerlendirilmektedir. Antep Mutfağı’nın özgün çeşitlerinin özel olarak hazırlanarak davetli akraba ve arkadaşlara ikram edildiği sahreler genellikle akarsu kenarlarında gerçekleştirilir. Gaziantep kültürünün ayılmaz parçası sahrelerde yerine getirilen adetler arasında; kaymak batırma, köfte yoğurma, kebap pişirme, sarma-dolma yapma, hedik pişirme gibi özel yemekler yenilmesi, olgunlaşan meyvelerin toplanması, türküler ve oyunlarla eğlenilmesi sayılabilir.

Gaziantep Halk Müziği:

Her Anadolu şehri gibi Gaziantep'te de halkın sinesinden doğan müzik her dönemde insanların duygularına tercüman olmuştur. Türkülerinin çok renkli ve çeşitli olması, müzikle bağdaştırılan sözlerin eşsiz bir değer taşıması, Gaziantep'i bu alanda şanslı kılmıştır. Özellikle Barak kültürünün zenginliği yöre müziğine önemli katkı yapmıştır. Barak Türkmenleri, Orta Asya'dan 11. yüzyılda İran'ın Horasan bölgesine, buradan da 16. yüzyılda Anadolu'ya göç edip yerleşen Türk boyudur. Barak Ovası adı verilen Gaziantep'in Nizip, Oğuzeli ve Karkamış ilçelerine kapsayan bölgede yerleşik bulunan Baraklılar zengin bir Türkçe hazinesi ve deyişine sahiptir. Halkın göçleri esnasında yaşadıkları, şiirlere ve dolayısıyla türkülere kaynaklık etmiştir.

Kahramanlık türküleri, hikayeli aşık türküleri, ağıtlar, göç ve iskan türküleri, oyun türküleri, kırık hava, uzun hava yörede yüzyıllardan beri söylenegelen eserlerin çeşitleridir.

Makam ve usule bağıl müzik türü Gaziantep'te 16. yüzyıldan itibaren icra edilmektedir. Özellikle Cumhuriyet döneminde kurulan müzik toplulukları, Halkevleri bünyesinde yapılan çalışmalar ve müzik dernekleri klasik Türk müziği icra ederek bu alanda başarılı örnekler ortaya koymuştur.

Gaziantep Halkoyunları:

Halk oyunları, halkın yaşayış ve inanışlarının bir yansıması olduğu gibi, kültürü oluşturan önemli bir parçadır. İnsanların yaşam biçimleri, inançları, değerleri, duygu ve düşüncelerini; hareketler serisine çevirerek, ritim eşliğinde, anonim üretimlerle yaygınlaştırıp, bireysel veya toplu olarak beden diliyle anlatma biçimi olarak nitelendirilen halk oyunları Gaziantep kültüründe önemli yer tutar. Düğünler, törenler, karşılama ve uğurlamalar ve her türlü eğlencede sergilenen halk oyunları oynayanlarla izleyenler arasında bağ kurar.

Mimari, Antep Evleri:

Gaziantep’in yüzyıllardan bu yana canlı bir ticaret merkezi ve farklı kültürlerin kaynaştığı buluşma noktası oluşu, hayatın her alanında kendini göstermiştir. Yöre insanının girişimciliği, yaşamdan zevk almayı bilmesi kentin mimarisine de yansımış, Gaziantepliler yaşayacakları evi inşa ederken her ayrıntıyı düşünerek yüzyıllarca ayakta kalacak yapıları hayata geçirmişlerdir. Tüm binaları şekillendiren unsurlar; karasal iklim, bitki örtüsü, jeolojik özellikler ve sosyal yaşam tarzıdır.

Tipik bir İslam kenti olan Gaziantep mimari olarak, Selçuklu ve Osmanlı Devleti’nde örneği sıkça görüldüğü gibi dini yapılar etrafında gelişen yapılarla büyümüştür. Mahallelerin merkezini oluşturan camiler yöreye özgün mimarinin izlerini taşır. Şehrin kent karakteristiğinde önemli yeri bulunan yapılar sırasıyla konutlar, camiler, hanlar, hamamlar, bedesten ve çarşılardır.

Gazianteplilerin, ihtiyaçlarının yanısıra iklim şartlarını göz önünde bulundurarak ve 3 neslin bir arada yaşamasına imkân verecek şekilde inşa ettikleri Antep evleri asırlarca asli görevini başarıyla ifa etmiştir. Yörede sıcak ve bunaltıcı geçen yaz mevsimlerinde yolların gölge olması amacıyla dar sokakların iki yanına yüksek olarak, yöreye has taşlardan inşa edilen Antep evleri, bu sayede hem yaşamı kolaylaştırmış, hem de düşman saldırılarına karşı sur işlevi ifa etmiştir. 

Hamamlar:

Türkülere konu olan Antep hamamlarının sayıca çokluğu ve sosyal hayattaki yeri, şehrin kültürünün ne kadar derin olduğunun bir başta kanıtıdır. Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde Ayıntabı anlatırken hamamlarından bazılarının ismini vererek hamam sayısının fazlalığına dikkat çekmiştir. Bu durum aynı zamanda şehir halkının temizliğe verdiği önemi göstermektedir. Gündüzleri kadın, geceleri ise erkek müşteri kabul eden hamamlar, Gaziantep’te eskiden bu yana sadece yıkanılıp temizlenilen yerler değil, aynı zamanda sohbet, yemek ve eğlenceyi de içeren etkinliklerle sosyal hayatın bir parçası olarak kabul edilmiştir. Eskiden her evde banyonun bulunmadığı dönemlerde her mahallede açılan hamamlar halkın önemli bir ihtiyacını karşılamıştır.