Tarihsel Gelişim

Gaziantep'in bulunduğu coğrafi alanın; ilk uygarlıkların doğup geliştiği Mezopotamya ile bereketli bir ticaret denizi olan Akdeniz arasında yer alması, ayrıca güneyden ve Akdeniz'den doğuya, kuzeye ve batıya giden yolların kavşağında oluşu, ilin sürekli insan topluluklarının yerleşme sahası ve uğrak noktası olmasını sağlamıştır. Paleolitik, Kalkolitik, Neolitik dönemler, Tunç Çağı, Hitit, Med, Asur, Pers, İskender, Selökidler, Roma ve Bizans, İslam ve Türk devirlerinin izleri Gaziantep'te görülmektedir. Gaziantep yöresinde adı bilinen ilk yerleşim merkezi, Dolike (Doliche) şehridir. Gaziantep'in 10 kilometre kuzeyinde, Dülük köyü yakınlarında bulunan yerleşim alanında M.Ö. 600.000 yıllarında barınan insanların bıraktıkları taş aletler, kaya mezarlar ve çizimler bölgenin, dünyanın en eski şehirlerinden biri olduğunu ortaya koymaktadır. İlk çiftçi toplumların ortaya çıktığı Bereketli Hilal adı verilen Mezopotamya topraklarına yakın oluşu, Gaziantep bölgesinin buradaki gelişmelerden olumlu etkilenmesi sonucunu doğurmuştur. Nitekim Tunç Çağı'nda ilişkin yörede ulaşılan binlerce buluntu, Gaziantep Müzesi'nde sergilenmektedir.

Adeta bir höyükler diyarı olan Gaziantep'in muhtelif bölgelerinde yapılan kazı çalışmaları, M.Ö. 5500 yıllarından itibaren yörede basit devlet teşkilatlarının kurulduğunu, ayrıca inanlığın sonraki devirlerine yön verecek madenlerin keşfedildiğini göstermektedir. M.Ö. 1750 yılında bölgeye Hitit Devleti hakim olmuş, büyük Hitit devletinin yıkılması sonrası ortaya çıkan şehir devletlerinden bazıları Gaziantep sınırları içerisinde hüküm sürmeye devam etmiştir. Daha sonra Asurluların, Medlerin ve bölgede büyük güç haline gelen Kommagene devletinin hüküm sürdüğü bölge Büyük İskender ve onun komutanlarından Seleokus tarafından yönetilmiştir.

Seleukos tarafından M.Ö. 300 yıllarından itibaren Fırat kıyısında kurulup gelişimini sürdüren Zeugma kentinin döneminin en büyük ve zengin şehirlerinden biri olduğu, yapılan kazılarda bulunan eşsiz mozaikler, freskler, heykeller, bullalar ve diğer tarihi eserlerden anlaşılmaktadır.

Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesi sonucunda Bizans Devleti'nin yönetimine giren Gaziantep'te 638 yılından itibaren İslam devletlerinin egemenliği görülmeye başlanmıştır. Daha önce kurulan kalenin etrafında büyümeye başlayan kentte sırasıyla; Selçuklular, Memluklular, Akkoyunlular, Karakoyunlular, Dulkadiroğulları, Moğollar ve nihayet 1517 Mercidabık Savaşı sonrası Osmanlılar hüküm sürmüştür. Gaziantep'in bir kültür merkezi haline gelmesi ve “Küçük Buhara” şeklinde nitelendirilmesinde Osmanlı İmparatorluğu zamanında eğitime verilen önemin önemli payı vardır. Osmanlı İmparatorluğu'nun Antep'in iç işlerine karışmaması sayesinde şehirde ticaret ve sanayinin gelişimi sürmüş, zengin vakıf kuruluşları, esnaf birlikleri, sosyal yardım kurumları büyüyerek yararlı görevler ifa etmiştir. Vakıflar aracılığıyla birçok medrese, kitaplık, han, bedesten, çarşı, kastel, hamam, su yolu, cami gibi topluma hizmet eden tesis ve binalar inşa edilmiştir. Şehrin geçim kaynaklarından dokumacılığın geliştiği bu dönemde Gaziantep'te üretilen kumaşlar uluslararası pazarlarda kendine yer bulmuştur.

Ayıntab'ın bazen Halep, bazen Maraş sancağına bağlı olduğu bu dönemde gelişimini sürdürmüş ve sonraları yeniden Halep sancağına bağlanmıştır. 19. yüzyıl sonunda Ayıntab'da 80 mahalle bulunmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemi, Ayıntab için de sıkıntılı yılları beraberinde getirecektir.

 

 Antep Savunması >>