Tarihi Antepevleri

Antep evleri; yüksek duvarlar arkasında, dış mekândan mümkün olduğunca soyutlanmış, avluya dönük yapılardır. Genellikle iki katlı olan Antep evlerinin yapımında, havara taşı (yumuşak kalker), topak taşı, keymıh (sert kalker), minare kayası, bazalt (karataş), beyaz mermer, kırmızı mermer ve doğadan toplanan bazı renkli taş cinsleri kullanılmıştır. Kullanılan taş cinslerinin, evleri dayanıklı kılmasının yanında diğer bir özelliği, yazları serin; kış aylarında ise sıcak tutmasıdır.

İklimsel etkiler ve yaşayış tarzı mimaride iç avlu anlayışı hakimdir. Evlerdeki avlulara, yaşantının büyük bölümünün burada geçmesi nedeniyle "hayat" denilmektedir. Mahremiyeti sağlamak için zemin katlarda sokağa bakan pencere açılmaması da hayat denilen mekânları vazgeçilmez kılmıştır.

Hayatın kenarlarında çoğu zaman çiçeklikler, merdiven altında ya da avlu kenarında gizlenmiş kuyu ve ortasında gane adı verilen havuz bulunmaktadır.

Evin üst katlarına genellikle dıştan merdivenlerle ulaşılır. Sofa etrafında sıralanmış çoğu zaman eyvanlı odalar yer alır. Yörede eyvan adı verilen bu bölümün üst tarafı kapalı olup, ön yüzü avluya bakar. Sıcak yaz günlerinde gölgeli bir mekandır.

Odalardan bina dışına da yansıyan, merdivenlerle çatı arasına çıkılan bölümler vardır. Önceleri toprak çatı olan mekânlar, daha sonra yerlerini alaturka kiremite (yörede bardak denir) bırakmıştır. Çatı altları havalandırmanın iyi olması nedeniyle kiler (hazna) olarak da kullanılmaktadır. Genelde tavanlar ahşap kirişlemeler üzerine kaplama ile geçilirken bir kısmında da bağdadi sıvaya uygulanmıştır. Bunların üzerine boya ve resimlerle, tavan süslemeleri yapılmıştır.

Üst katlarda, yola bakan büyük kafes pencereler bulunmaktadır. Tüm pencerelerin üzerinde ışık ve hava sağlayan kuş taası vardır. Pencereler hava ve ışık ihtiyacını karşılamanın yanı sıra, görsel açıdan da binaların süsü konumundadır. Antep evlerinin tipik örneklerinden bazıları şunlardır:

 

Dayı Ahmet Ağa Konağı:

Kesin yapılış tarihi bilinmemekle birlikte mimari ve malzeme özelliklerine göre 19. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. İki bölümden oluşan yapının ilk bölümü ‘L’ plan şemalı, köşesi eyvanlı ve iki katlıdır. Bu bölümden dar bir koridorla selamlık bölümüne geçilir. Her iki bölümün de ayrı avluları vardır. Sokağa bakan cephelerde ahşap cumbalar bulunur. Haremlik bölümünde zemin katta mutfak, mahzen ve ahır bulunmaktadır. Selâmlık bölümüne süslemeli taş bir kapıyla girilir. Bu bölümde tekne tavanlı geniş bir oda bulunmaktadır. Odanın hareme açılan penceresi yoktur.

2007 yılında Avrupa Birliği projesi kapsamında restore edilen konak halen butik otel ve restoran olarak turizm sektörüne hizmet vermektedir.

 

Abdulkadir Kimya Evi:

Ermeni Sarraf Karanazar Nezaretyan tarafından 1856 yılında Bey mahallesinde yaptırılan iki katlı konak, dönemin İran Ticari Konsolosluğu olarak da hizmet vermiştir. Adı cennet olan kubbeli odası kilise olarak kullanılmış, Kurtuluş savaşından sonra Ermenilerin bölgeyi terk etmesiyle birlikte Antepli varlıklı bir aile konağı satın almıştır. Resmi olmayan bilgilere göre Atatürk Antep'e geldiğinde bu evde konaklamıştır. Konaktaki odaların duvarları ahşap el işlemeleri ve kök boya resimlerle süslenmiştir.

 

 

 

Anadolu Evleri:

Anadolu evleri, Gaziantep'te Şekeroğlu Mahallesi’nde geniş bir avlu etrafında birbirine komşu 4 evden oluşmaktadır. Yapım tarihi günümüzden 100-175 yıl öncelerine dayanan bu evler geleneksel Gaziantep mimarisinin özelliklerini yansıtmakta olup, bölgede bulunan taş ocaklarından elde edilen keymıh taşı ile inşa edilmiştir. Günümüzde butik otel olarak kullanılmaktadır.